HALKIMIZA VE KAMUOYUNA

Kürt halkı ağır bedellerle yürüttükleri özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle...

Kürdistan Ulusal Kongresi(KNK) geniş katılımlı yaptığı toplantıda tüm Kürt halkı ve siyasi güçleri tarafından olumlu karşılanmıştır. Biz de bu çalışmasından dolayı kutluyor, KNK’nin çağrılarını yerine getirme konusunda üstümüze düşen sorumluluğu yerine getireceğimiz sözünü veriyoruz. Tüm İslam aleminin bayramını kutluyor, bu Kurban Bayramının halklarımızın birliğine, Ortadoğu ve dünya halklarının barışına vesile olmasını diliyoruz.

  1. yüzyıl Ortadoğu siyasi dengeleri ve statüsü Kürdistan’ı 4 parçaya bölmüş; başta Bakurê Kürdistan olmak üzere Kürt halkı üzerinde soykırımcı sömürgeci politikalar yürütülmüştür. Kürt halkının bu soykırımcı sömürgeciliğe her itirazı ve direnişi katliamlarla, idamlarla, köylerin yakılması yıkılması, milyonlarca Kürt’ün yerinden sürülmesiyle karşılaşmıştır. 20. yüzyıl Kürtler için katliam, zulüm, yerinden yurdundan edilme, siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel soykırımla geçmiştir. Kürt halkı bu soykırımcı politikalara karşı tüm yüzyıl boyunca direnmiş, var olma mücadelesi vermiştir.

Kürt halkı ağır bedellerle yürüttükleri özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle 21. yüzyıla ideolojik, siyasi, toplumsal, kültürel ve askeri olarak güçlenerek girmişlerdir. 20. yüzyıl dengelerinin ve Ortadoğu statüsünün dağıldığı, yeni siyasal dengelerin ve statü mücadelesinin yürütüldüğü döneme Kürtlerin siyasi, örgütsel ve askeri olarak güçlü girmeleri büyük kazanma imkanları ortaya çıkarmıştır. Kürtlerin Ortadoğu’da süren 3. Dünya Savaşından güçlenerek çıkacağını gören Kürt düşmanı gerici güçler Kürt halkının özgürlük mücadelesine yönelik saldırılarını artırmışlardır. Kürt düşmanlığında öncü Türk devleti dinci-milliyetçi AKP-MHP faşist ittifak gücüyle her yerde Kürtlerin kazanımlarını hedeflemektedir. Bakurê Kürdistan’da şehirleri yakıp yıkarak, Kürt siyasi güçleri, yurtseverleri ve demokratik güçlerine her gün saldırarak, işkence yapıp tutuklayarak tam bir soykırım politikası yürütmektedir. Başurê Kürdistan halkının siyasi iradesini hiçe sayıp her türlü baskı ve saldırıyı yürüttüğü gibi ordusuyla, istihbaratıyla, ajan örgütleriyle işgalini her geçen gün yaygınlaştırmak istemektedir. Türk devletinin soykırım politikalarına karşı özgür Kürt’ün duruşunu gösteren Maxmur’a ve Ezidi Kürtlerin özgür ve demokratik yaşam kurma mücadelesi yürüttüğü Şengal’e sürekli hava saldırıları yapmakta, insanlarımızı katletmektedir.

AKP-MHP faşist iktidarı Kürt düşmanlığını en açık biçimde Afrin’in işgalinde, Rojava’ya ve Kuzeydoğu Suriye'ye gösterdiği saldırganlıkta ortaya koymaktadır. İzlediği politika ve her günkü söylem ve uygulamaları Kürtlerin nerede bir kazanımı varsa üzerine gidip ezme yönündedir. Bu amacını defalarca gizlemeden ortaya koymuştur. Kobanê ve Kerkük Kürt şehirleri değildir, Lozan Anlaşması başarısızlıktır, diyerek Başurê Kürdistan ve Rojava’nın Türk uluslaşmasının yayılma alanı olduğunu ifade etmiştir. Tüm dağlık alanları ele geçirip ovaya kadar gideceğiz, diyerek Başurê Kürdistan’ı tümüyle işgal edeceğini açıkça ilan etmiştir. Türk devleti bu politikalar temelinde bölgedeki tüm Kürt düşmanlarıyla ilişki ve ittifak içine girmektedir. DAİŞ'i destekleyip Kürtlerin üzerine sürerek Kürtlerin Başurê Kürdistan ve Rojava’daki kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Başurê Kürdistan’da gerçekleşen bağımsızlık referandumu ve Kerkük krizi sırasında Türk devletinin Kürt düşmanı tutumu, AKP iktidarının bu doğrultudaki politika ve söylemleri hala sıcaklığını korumaktadır.

Başta Türk devleti olmak üzere Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyen güçler en fazla da Kürt siyasi partilerinin ve hareketlerinin birlik olamayışından yararlanmaktadır. Hatta Kürt siyasi hareketlerini karşı karşıya getirip savaştırmak istemektedir. Halbuki fırsatlar kadar tehlikenin de var olduğu günümüz koşullarında Kürtlerin birliği yaşamsal önemdedir. Kürtler ortak hareket ettiği takdirde mevcut koşullarda başta demokrasi ve özgürlükler konusunda olmak üzere her bakımdan büyük kazanacak ulus haline gelecektir. Mevcut parçalanmışlık devam ettiği takdirde sadece önümüze çıkan büyük fırsatlar kaçırılmayacak; elde edilen kazanımlar da kaybedilecektir. Tüm bu gerçeklikler Kürtlerin birliklerini sağlamayı ve ortak hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu konuda tüm siyasi partilere, siyasi hareketlere, aydınlara, sanatçılara, demokratik toplum kuruluşlarına büyük sorumluluk düşmektedir. Kürdistan'ın 4 parçasındaki halkımız da bizlerden böyle bir tutum beklemektedir. Yurtsever siyasi partiler, hareketler, demokratik toplum kuruluşları, yurtsever demokratlar olarak halkımızın bu beklentilerine cevap olma sorumluluğumuz vardır.

KCK olarak Kürdistan Ulusal Kongresi KNK’nin çağrısı ve halkımızın özlemlerine her biçimde cevap olacağımızı ve bu çağının gereklerini yerine getirmeye hazır olduğumuzu, bunu da ortaya koyacağımız tutum ve pratiklerle göstereceğimiz sözünü veriyoruz. Bu temelde KNK toplantısına katılan tüm partileri, siyasi kişilikleri, yurtsever demokratik şahsiyetleri Kürt halkının birliği için gösterdikleri çabalarından dolayı kutluyor; halkımızın özlemi olan ulusal birliği ve ortak mücadeleyi sağlama çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

 

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı

11 Ağustos 2019


Yazdır   e-Posta