YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK GÜÇLERE

İnsanlığın özgür geleceğini tehdit eden koronavirüs saldırısı altında yeni bir Şehitler Ayına girdik. Öldürücü salgın her tarafta yayılıyor ve yeni bir insanlık katliamı yaşanıyor.

Hiç şüphe yok ki, söz konusu koronavirüs saldırısı kapitalist modernite sisteminin doğaya ve topluma yönelttiği tüketici saldırı sonucunda ortaya çıkmış bulunuyor ve otuz yıldır yaşadığımız Üçüncü Dünya Savaşının kopmaz bir parçası oluyor. Bu temelde bir yandan kapitalizmin yaşadığı kaos ve kriz daha da derinleşirken, bir yandan da bazı sermaye çevreleri kâr üzerine kâr katıyor. Çöküş süreci hızlanan devletçi sistem ve gerici-faşist diktatörlükler, söz konusu katliam ortamına dayanarak ömrünü biraz daha uzatmaya çalışıyor. İnsanlığa ‘Sınırsız özgürlük’ vadetmiş olan kapitalist modernite sistemi, sonunda tüm dünyayı insanlık için bir zindana dönüştürmüş bulunuyor.

Kuşkusuz koronavirüs katliamına dayanarak ömrünü uzatmaya çalışan diktatörlüklerin başında AKP-MHP faşizmi geliyor. Faşist Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğü, yoksul insanları kırıp geçiren koronavirüs saldırısını da kendisi için ‘Tanrının bir lütfu’ olarak değerlendiriyor. Bu temelde tüm toplumu teslim alabilmek için psikolojik savaşı derinleştirdikçe derinleştiriyor. Bir yandan gerçekleri toplumdan gizlerken, bir yandan da her türlü yasağı getirerek ‘Evde kal’ kampanyası temelinde tüm toplumu ağır baskı ve denetim altına almaya çalışıyor. Düzenlediği yardım kampanyaları ile tamtakır hale gelmiş olan devlet hazinesini yeniden oluşturmak için çaba harcıyor.

AKP-MHP faşizmi, başta Kürdistan olmak üzere Türkiye’nin her tarafında faşist baskı, zulüm ve sömürüyü gittikçe artırıyor. Daha virüsün yayılmaya başladığı ilk dönemde Kürdistan’daki birçok belediyeye yeni kayyumlar atayarak gasp ederken, virüs nedeniyle her gün yüzden fazla insanın can verdiği bir ortamda ise cezaevlerindeki kendi yandaşlarını affeden ve tüm antifaşist güçleri toplu katliama terk eden bir ölüm yasasını çıkarmış bulunuyor. İnsanları koronavirüsten korumaya değil, söz konusu öldürücü mikrobun varlığına dayanarak faşist baskı ve terörü artırmaya çalışıyor. Kürdün dirisine zulmettiği gibi, ölüsü üzerinde de işkence etmekten, mezarları tahrip edip ortadan kaldırmaya çalışmaktan geri durmuyor. İmralı’da tecrit ve işkenceyi artırıyor, Önder Abdullah Öcalan’ın sağlığını ve güvenliğini tehdit ediyor, yürüttüğü faşist-soykırımcı savaşı Rojava ve Başurê Kürdistan’a daha fazla yaymaya çalışıyor. ABD’den güç alarak ve KDP’yi yedekleyerek Özgürlük Hareketimize yönelik saldırılarını daha da artırıyor.

İşte Hareket ve halk olarak Şehitler Ayımız olan Mayıs ayına bunlar temelinde giriyoruz. Önderlik ve Şehitler gerçeğimizin aydınlatıcılığı temelinde, yaşanan bu durumları çok daha iyi anlıyor ve bunlara karşı özgürlük ve demokrasi mücadelemizi daha güçlü geliştiriyoruz. İşçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ı bu temelde kutladık ve bir yandan faşist diktatörlüğe karşı öfkemizi ortaya koyarken, bir yandan da kendi demokratik alternatifimizi geliştirmeye çalıştık. Kuşkusuz bu tutumu Mayıs ayı boyunca sürdüreceğiz ve her türlü etkinlikle anacağımız Şehitler gerçeği temelinde, koronavirüs üreten kapitalist modernite sistemine ve faşist-soykırımcı diktatörlüğe karşı özgürlük ve demokrasi mücadelemizi her alanda çok daha fazla geliştireceğiz.

Bunlar temelinde Mayıs Şehitler Ayımızı ve 18 Mayıs Şehitler Günümüzü selamlıyoruz. Önder Abdullah Öcalan’ın ‘Benim gizli ruhum gibiydi’ dediği Haki Karer Yoldaşı43’üncü şehadet yıldönümünde saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Şahsında tüm kahraman şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. 1 Mayıs 1985’de Garzan’da savaşarak şehit düşen Ramazan Kaplan ve gurubunu şehadetlerinin 35’inci yıldönümünde, 2 Mayıs 1983’te Kandil’de şehit düşen Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin Yoldaşları şehadetlerinin 37’nci yıldönümünde, 2 Mayıs 2016’da Amed’te şehit düşen Azat ve Çektar Yoldaşları şehadetlerinin 4’üncü yıldönümünde, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Türkiye devriminin öncü militanları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı şehadetlerinin 48’inci yıldönümünde, 9 Mayıs 2010’da İran’da idam edilen Şirin Elemhuli ve arkadaşlarını şehadetlerinin 10’uncu yıldönümünde, 11 Mayıs 1992’de Garzan’da şehit düşen Hozan Mizgin Yoldaşı şehadetinin 28’inci yıldönümünde saygı, sevgi ve minnetle anıyor, amaçlarını başarma ve anılarını yaşatma sözümüzü yineliyoruz.

Bunlar gibi, Mayıs ayının her gününde onlarca kahraman şehidimizin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. O şehitler ki, Önder Apo’nun deyimiyle her biri birer insanlık abidesidirler. Halkımızın ve insanlığın yaşayan canlı gerçekleridirler. Geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi temsil etmektedirler. Özgür yaşamın, devrimci militanlığın, cesaret ve fedakârlığın özüdürler. PKK’yi yenilmez öncü yapan ve bizleri bugüne getiren temel güçtürler. Her zaman ve her yerde en temel güç kaynağımızdırlar. Faşist-soykırımcı düşmanı kahreden ve halkımızı yenilmez irade yapan kahraman şehitlerimizdir. Bizler her şeyimizi Onlara borçluyuz. Her şeyi Onlardan öğrendik, bu temelde bilinçlenip örgütlenerek mücadele ettik ve bütün kazanımları bu temelde yarattık. Kürtlük, Kürdistan ve özgürlük adına her şeyi Onların mücadelesiyle kazandık.

Dolayısıyla kahraman şehitler gerçeğimizi doğru ve yeterli anlamak ve başarılı uygulamak için ne kadar çaba harcasak azdır. Bu 44’üncü Şehitler Gününde ve Şehitler Ayında kahraman şehitler gerçeğine işte bu temelde yaklaşmalıyız. Şehitlerimize böyle sahip çıkmalı ve Onları doğru anlamalıyız. Her yerde şehitliklerimizi ziyaret etmeli, şehitlerimizi anma toplantıları düzenlemeli, şehitler gerçeği üzerinde yoğunlaşmalı ve şehitler çizgisinde doğru bir eleştiri ve özeleştiri geliştirerek kendimizi arındırıp yeniden başaran militanlar ve yurtseverler haline getirmeliyiz. Mayıs ayını şehitlerimize layık bir devrimcileşme ayı, faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı başarılarla dolu bir direniş ayı haline getirmeliyiz.

Unutmamalıyız ki, her zaman ve her yerde doğru yolu şehitler gerçeğimiz göstermektedir. Her zorluğu yenen ve her engeli aşan şehitler gerçeğimizdir. Her zaman başarıyla mücadele etmemizi sağlayan şehitler gerçeğimizdir. Dün olduğu gibi, bu gerçek bugün de böyledir ve yarın da böyle olacaktır. Dolayısıyla koronavirüs saldırısına sarılarak ayakta kalmaya ve ömrünü uzatmaya çalışan AKP-MHP faşizmine karşı geliştireceğimiz etkili ve doğru mücadelenin yol ve yöntemlerini şehitler gerçeğinden öğreneceğiz. Bizi zafere ulaştıracak mücadeleyi kahraman şehitlerimizin izinde geliştireceğiz. O halde şehitler gerçeğine daha çok sahip çıkalım. Bu gerçeği daha doğru anlayalım ve daha başarılı uygulayalım. İşte o zaman faşist AKP-MHPoyunlarını daha iyi görme ve onlara karşı daha etkili mücadele etme gücünü kazanırız.

Bunlar temelinde 44’üncü Şehitler Günümüzü ve Şehitler Ayımızı bir kez daha selamlıyor; Haki Karer, Mehmet Karasungur ve Hozan Mizgin yoldaşlar şahsında tüm kahraman şehitlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyor; tüm partili yoldaşları, yurtsever halkımızı ve devrimci-demokratik güçleri Mayıs ayı boyunca Şehitler Gerçeği üzerinde daha fazla yoğunlaşmaya, Şehitlerimizi daha doğru anlamaya ve daha başarılı uygulamaya çağırıyoruz!

Şehit Namırın!

Bijî Rêber APO!

 

2 Mayıs 2020

PKK YÜRÜTME KOMİTESİ